Tel: 0312 386 38 88           E-mail:info@asfed.org.tr

ASFED Başkanı Yusuf ATİK; "Kendi ülkemizin önemli işlerini yapamamamız, bizlere güç kaybettiriyor"

 

  Asansör Sanayicileri Federasyonu (ASFED) Yönetim  Kurulu Başkanı Yusuf Atik ile asansör sektörünün genel  görünümünü ve resmi ihalelerde yerli markalarımıza  verilen desteği konuştuk. Bu konuda sektör olarak kendilerini  yeterince anlatamadıklarını söyleyerek öz eleştiri yapan Yusuf  Atik; “Eskiden Yerli Malı Haft ası kutlardık. Yerli mal kullanımının  ülkemiz için ne denli önemli olduğundan bahsedilirdi. Ama şimdi  bu bile unutuldu gitt i. Son dönemlerde ülkemizde her sektör  için yurtdışı hayranlığı ön plana çıktı. Bu noktada alınabilecek  inisiyatifl er, yerli fi rmaların gücüne güç katacaktır. Bu da ilerleyen  zamanlarda daha dik ve daha güçlü durmamızı sağlayacaktır.

  Bir yandan da şartnameler genellikle ithal firmalara uygun  olarak hazırlanıyor. Hâlbuki şartnameler yerli firmalara uygun  hazırlansa ya da şartnameye yerli malı ibaresi konulmuş olsa  sektörümüz rahat bir nefes alacaktır. Bu acımasız rekabett e kendi  ülkemizin önemli işlerini yapamamamız bizlere yurt içinde  ve dışında güç kaybettirmektedir. Ne sektörümüz gelişmekte  ne de yerli markalar oluşturabilmekteyiz. Bu da ülkemizin  değerlerine sahip olan firmaları birer birer yok olmaya mahkûm  edecektir. Federasyon olarak, ilerleyen zamanlarda acı sonuçlarla  karşılaşmamak ve işsizlik kervanına yüzlerce insanı katmamak  için bu konuda yetkilileri duyarlı olmaya davet ediyorum” dedi.

  Başkanım, öncelikle Türk asansör sektörünün güncel  durumundan ve son dönem yaşanan sektörel gelişmelerden  kısaca bahseder misiniz?

  Türkiye, inşaat açısından her geçen gün gelişmekte ve  büyümektedir. İnşaatların artmasıyla asansör sektörü de  paralel olarak gelişmektedir. Bu duruma baktığımızda asansör  sektörünün güncel durumunun iyi olduğunu söyleyebilirim.  Piyasada herkese yetebilecek düzeyde iş bulunuyor. Fakat  sektördeki bunca olumlu gelişmeye rağmen en büyük darbeyi  de kendi kendimize vuruyoruz. Sektördeki tutarsız fiyat  politikası ve sürekli olarak fiyat kırarak iş alınması, nitelikli  firmaların oluşmasına engel oluyor. Böylece yerli firmalarımız  hem kendilerini geliştiremiyor hem de yeteri kadar yerli marka  oluşturamıyoruz. Benim arzum sektörün içinden güçlü firmaların  çıkması ve güçlü yerli markalar oluşturabilmek.

  Son dönemde yaşanılan darbe girişimi, ülkemizi büyük ölçüde  etkiledi. Bu durumundan zarar görenlerden biri de asansör  sektörü oldu. Çünkü bu süreçte inşaatlar yavaşladı. Fakat  milletimizin birlik olması sayesinde bu felakett en kurtulduk.  Baktığımızda birlik olduğumuzda üstesinden gelemeyeceğimiz  bir konu olmadığını bir kez daha gördük. Aynı birlik ve  beraberliğin sektörümüzde de yaşanmasını temenni ediyorum.

  İnşaat sektörünün önemli bir kalemi olan asansör sektörü  Türkiye’de sizce hak ettiği değeri görüyor mu?

  Asansör sektörünün hak ettiği değeri göremediğini  düşünüyorum. Çünkü sizin de söylediğiniz gibi inşaatlarda önemli kalemlerden biri asansördür. Bir  binada elektrik, su tesisatları nasıl önemli  bir ihtiyaçsa asansör de öyle bir ihtiyaçtır.  Her geçen gün yükselen konutlarda  asansörler hayatımızın vazgeçilmez bir  parçasıdır. Fakat ne yazıkki sektörde  yaşanılan haksız rekabet, müteahhitleri  ya vadeli alıma ya da kalitesiz ürün  alımına sevk ediyor. İçimizdeki bu haksız  rekabet ve fi rmaların doğru düzgün fi yat  politikalarının olmaması sektörümüzün  kalkınmasına engel oluyor.

 Türk asansör sektörü resmi kurum ve  kuruluşlarca yeterince tanınıyor mu?  Eğer tanınmıyorsa bunun için neler  yapılmalı?

  Sektörümüzün resmi kurum ve  kuruluşlarca yeterince tanınmadığını  düşünüyorum. Maalesef kemikleşen  devlet yapısında kimse elini taşın  altına koymak istemiyor. Yeni bir iş  olduğunda akla ilk gelen global firmalar  oluyor. Sebebi ise yetkilinin hem ön  yargılı davranması hem de herhangi bir  sorunla karşılaşmayalım düşüncesiyle  riske girmek istememesidir. Fakat  sorun tam olarak bu noktada başlıyor.  Kimse, satış sonrası doğacak masrafları  düşünmüyor. Bugün, global firmaların  satış sonrası bakım ve yedek parça  fiyatları yerli fi yatları kat ve kat aşmış  durumda. Ödenen bu yüksek rakamlar  aslında hepimizin cebinden gidiyor.  Burada en önemli husus şu: Evet biz  yerli fi rmalar olarak kendimizi tanıtma  konusunda yeterli değiliz. Kurum ve  kuruluşlar yerli firmaları tanımaya  çalışmıyor ama biz de sektör olarak  kendimizi iyi tanıtamıyoruz. Hal böyle  olunca da, kurumlar bizi yeterince  tanımadıklarından önyargılı davranıyorlar. Yerli markaları tercih  etmek isteseler, kaliteli iş yapan birçok yerli fi rma var. Fakat  tanımadıkları için ithal mal alıyorlar. Bu noktada yapılması  gereken, kurumların ve fi rmaların karşılıklı olarak birbirlerini  tanımaya yönelik adımlar atmasıdır. Böylece hem yerli  markalara karşı olan kötü algılar hem de önyargılar kırılacaktır.

  Özellikle sektör temsilcilerimizin resmi ihalelerde yerli  malı kullanım oranının düşüklüğünden dert yanmaları,  gerekli desteğin verilmesine karşın bu konuda bir açığın  bulunduğunu gösteriyor? Sizce bu konuda neler yapılmalı?

  Türkiye’de son dönemlerde yerli malı ürün kullanımının  teşvik etmesi amacıyla bazı düzenlemeler yapıldı. Geçtiğimiz  yıllarda yerli ürün kullanımıyla alakalı %15’e kadar fiyat avantajı  açıklaması getirilmişti. Ülkemiz bu konuda ciddi adımlar  atarken, kurumlar hala ihalelerde önceliklerini global fi rmalara  veriyorlar.Kamuda yerli firmaların tercih edilmesi gerekiyor.  Yerli üretim yapıyoruz, %100 Yerli Malı Belgeleri alıyoruz; fakat  kamu eski alışkanlığını bırakmıyor, inisiyatif ve risk almıyor.

  Resmi ihalelerde sizce neden yerli markalarımız tercih  edilmiyor yada tercih edilse bile kullanım oranı neden az?  Bu konuda sorunu nerede aramalıyız?

  Daha önce de belirtmiş olduğum gibi, evet, biz kendimizi  tanıtma noktasında sıkıntı yaşıyoruz ama onlar da bizi  tanımak için çaba göstermiyorlar. İnisiyatif almadan eski usule  devam ediyorlar. Eskiden 'Yerli Malı Haft ası' kutlardık. Yerli  malı kullanımının ülkemiz için ne denli önemli olduğundan  bahsedilirdi. Ama şimdi bu bile unutuldu gitti. Son dönemlerde  ülkemizde her sektör için yurtdışı hayranlığı ön plana çıktı. Bu  noktada alınabilecek inisiyatifl er, yerli fi rmaların gücüne güç  katacaktır. Bu da ilerleyen zamanlarda daha dik ve daha güçlü  durmamızı sağlayacaktır.

  Bir yandan da şartnameler genellikle ithal firmalara uygun  olarak hazırlanıyor. Hâlbuki şartnameler yerli firmalara uygun  hazırlansa ya da şartnameye yerli malı ibaresi konulmuş olsa  sektörümüz rahat bir nefes alacaktır. Bu acımasız rekabett e  kendi ülkemizin önemli işlerini yapamamamız bizlere yurt  içinde ve dışında güç kaybett irmektedir. Ne sektörümüz  gelişmekte ne de yerli markalar oluşturabilmekteyiz. Bu da  ülkemizin değerlerine sahip olan firmaları birer birer yok  olmaya mahkûm edecektir. Federasyon olarak, ilerleyen  zamanlarda acı sonuçlarla karşılaşmamak ve işsizlik kervanına  yüzlerce insanı katmamak için bu konuda yetkilileri duyarlı  olmaya davet ediyorum.

  Resmi ihalelerin yanında özellikle ülkemizde  gerçekleştirilen konsept projelerde yerli marka kullanımı  oldukça az. Bunun sebebi sizce nelerdir?

  Burada da yetkililer kendilerini riske atmamak için marka  değeri bilinir firmalarla hareket etmek istiyorlar. Fakat bahsetmiş olduğum gibi, satış ve  montaj sonrası ödenecek tutarlar ciddi  boyutlara ulaşıyor. İhalelerde, ürünlerini  Çin’den getiren global markalar daha  uygun fiyatlar sunuyorlar. Çünkü bu  ürünler hem ucuz işçilikle üretiliyor  hem de paket asansör olarak vergiden  muaf tutuluyor. Çin malı ürünler her  geçen gün ülkemizde ciddi oranda boy  gösteriyor. Hal böyle olunca da tercih  global markalardan yana oluyor.

  Sizce asansör monte eden yerli  firmalarımız, teknik anlamda yeterli  mi? Bu sorunu aşmak için neler  yapılmalı?

  Bu konuda çok yeterli olduğumuzu  düşünmüyorum. Çünkü birçoğu fiyatlarla  boğuşmaktan nitelikli iş yapamıyor.  Para kazanamıyor, para kazanamadıkça  da fiyat kırıyorlar. Sektördeki bu fiyat  istikrarsızlığı ve fiyat kırmalar, kaliteyi  de düşürüyor. Bu da sektöre olumsuz  olarak dönüyor. Sektördeki istikrarlı  fiyat uygulaması hem birçok firmanın  derin nefes almasını sağlayacak hem de  yapılan işin kalitesini ciddi boyutlara  taşıyacaktır. Çünkü yüksek kalitede iş  çıkaran birçok yerli fi rmamız var. Bunun  için birleşmemiz, markalaşmamız gerekli.  Bu sorun ancak bu şekilde aşılabilir.

  Dünyaya ürün satabilen ve birçok  ülkede kalite ile birlikte anılan Türk  asansör sektörünün, kendi kendine  yetebilmesine karşın halen kendi  pazarının yüzde 50’sini yabancılar ile  paylaşmasını neye bağlıyorsunuz?

  Burada en büyük sorun, sektörde yerli  firmalarla vadeli, ithal firmalarla nakit  çalışılmasıdır. Yerli fi rma zaten bir  Milli Güç  yandan rekabet ile uğraşıyor. Üzerine bir de vade teklifi  geliyor. Ama sektörde iş yapabilmek için teklifi mecburen  kabul ediyor. Bu da nitelikli personel çalıştırması ve kaliteli  iş yapmasına engel oluyor. Böyle olunca da yerli markanın  ismi kötüye çıkıyor. Bu şekilde gücü azalan yerli fi rmalar,  sektördeki payını yabancı firmalarla paylaşmak zorunda  kalıyor.  Eklemek istedikleriniz nelerdir?  Türkiye’de asansör sektörünün büyük işlerini global  fi rmalar alıyor. Bir nevi işin en önemli getirisi olan  kaymak kısmını yabancı firmalara veriyoruz. Yerli firmalar  birleşmez, seslerini duyurmazlarsa maalesef sektörümüzde  çok fazla kayıplar yaşanacak. Yurt içi fi rmalarda çalışanlar  da bizim sektörümüzün insanı. Firmalar iş yapamaz, birer  bire kapanırsa bu sektörden çekip gitmek durumunda  kalacağız. Bu sebeple üzerimize düşeni yapmak için bir an  önce yola koyulmalıyız. 

Adres

Abdülkadir Geylani Cad. 1240 Sk. Fatih İş Hanı No:2/1 Ostim / ANKARA

Tel: 0312 386 38 88

Fax: 0312 386 34 44

E-mail: info@asfed.org.tr